Her çocuk öğrenir.
Ancak her çocuk aynı hızda, aynı yöntemle ve aynı zamanda öğrenmez.
Eğitimde en sık yapılan hatalardan biri, çocuğun gelişim düzeyini göz ardı ederek yüksek ya da gerçekçi olmayan beklentiler oluşturmaktır. Oysa doğru beklenti; çocuğun hem akademik başarısını hem de duygusal dünyasını doğrudan etkiler.
Bu noktada üç temel kavram öne çıkar: kaygı, motivasyon ve “yapabiliyorum” duygusu.
1- Beklenti ve Kaygı Arasındaki Hassas Denge
Çocuğun hazır olmadığı bir akademik hedefle karşılaşması, çoğu zaman öğrenmeyi hızlandırmaz; tam tersine kaygıyı artırır.
Kaygı arttığında:
- Dikkat süresi kısalır
- Hata yapma korkusu oluşur
- Deneme cesareti azalır
- Öğrenme performansı düşer
Özellikle ilkokul çağındaki çocuklar için öğrenme süreci, güvenli bir ortamda ve küçük adımlarla ilerlemelidir. Çocuk kendini yetersiz hissettiğinde değil; desteklendiğini hissettiğinde gelişir.
2- Doğru Düzey = Sağlıklı Motivasyon
Motivasyon, başarıdan doğar.
Başarı ise ulaşılabilir hedeflerden.
Çocuğun gelişim düzeyine uygun hedefler belirlendiğinde:
- Başardığını görür
- Sürecin parçası olur
- Öğrenmeye karşı isteği artar
Örneğin; somut işlem dönemindeki bir çocuktan tamamen soyut düşünmesini beklemek yerine, konuyu somutlaştırarak ilerlemek motivasyonu güçlendirir. Çünkü çocuk “anlıyorum” der. Ve anladığını hissettiği yerde çaba artar.
3- “Yapabiliyorum” Duygusu: Akademik Temelin Anahtarı
Eğitim yalnızca bilgi aktarmak değildir.
Aynı zamanda çocuğun iç dünyasında güçlü bir ses oluşturmaktır:
“Ben yapabiliyorum.”
Bu duygu oluştuğunda:
- Çocuk risk almaktan korkmaz
- Yanlış yaptığında vazgeçmez
- Zor sorularla karşılaştığında mücadele eder
Gerçek başarı, nottan önce bu duygunun inşa edilmesidir.
4- Peki Uygun Beklenti Nasıl Belirlenir?
- Çocuğun yaş ve gelişim özellikleri dikkate alınır.
- Önceki kazanımları gözlemlenir.
- Küçük ve ölçülebilir hedefler konur.
- Süreç, sonuçtan daha fazla önemsenir.
Her çocuk için “bir adım ileri” hedefi belirlenmelidir; “beş adım ileri” değil.
Güvenli Zemin, Sağlıklı Başarı
Çocuğun düzeyine uygun beklenti;
kaygıyı azaltır, motivasyonu artırır ve en önemlisi “yapabiliyorum” duygusunu güçlendirir.
Akademik başarı, baskı ile değil;
doğru yapılandırılmış bir sistem ve sağlıklı bir duygusal zeminle inşa edilir.
Unutmayalım:
Çocuk önce kendine inanmalı.
Bizim görevimiz, o inancı besleyecek doğru beklentiyi kurmaktır.


